<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Oyun Demoları &#187; Oyun Tanıtımları</title>
	<atom:link href="http://www.demooyun.net/category/oyun-tanitimlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.demooyun.net</link>
	<description>Oyun demoları. Tanıtımları, hileleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jul 2010 11:05:48 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Warrior Epic</title>
		<link>http://www.demooyun.net/warrior-epic/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/warrior-epic/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 23:32:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Warrior Epic]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[
“Bize umut ver. Kendi kaderine sahip çık!” İşte ben bu sözlerin etkisiyle bu oyunu gözümde büyüttüm. Çünkü gördüğüm ilk Türkçe Trailer’dı. Bu arada o ses Umut Verici’ye ait. Böyle Türkçe seslendirmeler usta kişiler tarafından yapılırsa oyun için çok güzel bir kutu görünümü veriyor. Hani oyunu sevmeseniz bile kutusu çok güzel olduğu için sizi biraz düşündürür.
Warrior [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://images.mmosite.com/photo/2007/12/14/wea070x0F6n851a.jpg" alt="" width="281" height="374" /></p>
<p>“Bize umut ver. Kendi kaderine sahip çık!” İşte ben bu sözlerin etkisiyle bu oyunu gözümde büyüttüm. Çünkü gördüğüm ilk Türkçe Trailer’dı. Bu arada o ses Umut Verici’ye ait. Böyle Türkçe seslendirmeler usta kişiler tarafından yapılırsa oyun için çok güzel bir kutu görünümü veriyor. Hani oyunu sevmeseniz bile kutusu çok güzel olduğu için sizi biraz düşündürür.<span id="more-381"></span></p>
<p>Warrior Epic de böyle bişey olmuş. Oyun hakkındaki genel görüşlerim çok ta mükemmel değil. Ama dediğim gibi oyunun bizim dilimizden konuşarak kendini tanıtması, Fransa’ya gittiğinizde size hoş geldiniz demeleri gibi bir şey.<br />
Oyuna başlamadan önce, her DVO’da olduğu gibi öncelikle bir hesap açmalısınız. Bunun için<a href="http://www.warriorepic.com/" onclick="urchinTracker('/outgoing/www.warriorepic.com/?referer=');">www.warriorepic.com</a> adresine üye olmalısınız. Oyunu oynamanız için gereken kullanıcı adı, şifre ve e-posta adresi gibi standart bilgilerinizi girdikten sonra. Oyuna başlayabiliriz. Bu arada oyunun launcher kısmındaki karakter sınıfları bir etki yapmıyor.(arkaplan dışında) Oyuna herkes “Pit Fighter” ile başlıyor. Sonradan isterseniz kendinize başka bir karakter satın alabilirsiniz.</p>
<p>Oyunumuzda “Pit Fighter(kaslı meydan dövüşçüsü abimiz),Devotress(Yarı büyücü yarı savaşçı bir özellikte),Dungeon Archer(bildiğiniz okçu), Assassin,Illusionist(büyücü) ve Pangolan(healer) olmak üzere 6 karakter sınıfımız var. Ayrıca bu karakterlerin her biri kendi içinde 2’ye ayrılıyor, ekstra olarak prestij puanı ile yüzünü komple değiştirebiliyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/warrior-epic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Half-Life 2: Episode Two modu Research and Development yayımlandı</title>
		<link>http://www.demooyun.net/half-life-2-episode-two-modu-research-and-development-yayimlandi/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/half-life-2-episode-two-modu-research-and-development-yayimlandi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:28:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Episode Two]]></category>
		<category><![CDATA[Half-Life 2]]></category>
		<category><![CDATA[Half-Life 2: Episode Two]]></category>
		<category><![CDATA[Research and Development]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[

 

Half-Life 2: Episode Two için hazırlanan tek kişilik Research and Development adlı mod yayımlandı. Savaşmaktan çok (hatta mod boyunca hiçbir silah dahi kullanmıyorsunuz) zekanızı kullanarak ilerlediğiniz mod birbirinden güzel bulmacalara ve gelişmiş fizik efektlerine sahip. Half-Life 2: Episode Two sahiplerine şiddetle önerdiğimiz 54 MB&#8217;lık modu bu adrestenindirebilirsiniz.
Not: Modu oynayabilmek için Half-Life 2: Episode Two&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #204063; font-family: Helvetica,Arial,Verdana,'Trebuchet MS',sans-serif; font-size: 13px; text-align: left;"></p>
<div>
<p style="line-height: 1.4em; margin: 0px; height: 0px; overflow: visible;"><span style="font-family: Verdana; font-size: 12px;"> </span></p>
<div><img src="http://img24.imageshack.us/img24/103/11746410.jpg" border="1" alt="" width="395" height="146" /></div>
<p>Half-Life 2: Episode Two için hazırlanan tek kişilik Research and Development adlı mod yayımlandı. Savaşmaktan çok (hatta mod boyunca hiçbir silah dahi kullanmıyorsunuz) zekanızı kullanarak ilerlediğiniz mod birbirinden güzel bulmacalara ve gelişmiş fizik efektlerine sahip. Half-Life 2: Episode Two sahiplerine şiddetle önerdiğimiz 54 MB&#8217;lık modu<span> </span><a style="color: #003399; font-weight: bold;" href="http://www.filefront.com/?filepath=/moddb/2009%2F07%2F18%2FRD_17.7.2009_Full_Install.exe" target="_blank" onclick="urchinTracker('/outgoing/www.filefront.com/?filepath=/moddb/2009_2F07_2F18_2FRD_17.7.2009_Full_Install.exe&amp;referer=');">bu adresten</a>indirebilirsiniz.</p>
<p><strong>Not:</strong><span> </span>Modu oynayabilmek için Half-Life 2: Episode Two&#8217;ya sahip olmanız gerekmektedir.</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/half-life-2-episode-two-modu-research-and-development-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mafia 2</title>
		<link>http://www.demooyun.net/mafia-2/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/mafia-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:24:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Mafia 2]]></category>
		<category><![CDATA[Mafia 2 incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mafia 2 oyun incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mafia 2 oyunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[ 

 

 
Tommy Angelo, oyun dünyasındaki efsane karakterlerden biri. Birçok oyuncunun hafızasına kazınmış efsane Mafia’nın kahramanıydı. Hatırlanacağı üzere mükemmel bir sinematikle oyun başlıyordu. Tommy, bir polisle kafede buluşuyor ve ona tüm her şeyi anlatıyordu. Bu sırada bizde onun hatıralarını oynamaya başlıyorduk. Tommy, kendi halinde bir taksiciydi. Bir akşam iki araba birbirini kovalarken, hasar alan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"> </span></p>
<div>
<p style="margin: 0px;" align="left"><span style="color: #c0c0c0;"><strong> </strong></span></p>
<p style="margin: 0px;" align="left"><em><span style="color: #ff6600;"><strong><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5111/1_4.jpg" alt="" width="335" height="251" /></strong></span></em></p>
<p style="margin: 0px;" align="left"><em><span style="color: #ff6600;"><strong> </strong></span></em></p>
<p style="margin: 0px;" align="left"><strong><span style="color: #c0c0c0;">Tommy Angelo, oyun dünyasındaki efsane karakterlerden biri. Birçok oyuncunun hafızasına kazınmış efsane Mafia’nın kahramanıydı. Hatırlanacağı üzere mükemmel bir sinematikle oyun başlıyordu. Tommy, bir polisle kafede buluşuyor ve ona tüm her şeyi anlatıyordu. Bu sırada bizde onun hatıralarını oynamaya başlıyorduk. Tommy, kendi halinde bir taksiciydi. Bir akşam iki araba birbirini kovalarken, hasar alan araba Tommy’nin olduğu sokağa giriyordu. Arabadan inen adamlar Tommy’i zorla alıkoyarak, kendilerini oradan uzaklaştırmasını istiyordu. Adamları kurtardıktan sonra asıl gerçekle karşılaşıyorduk. Kurtardığımız kişi mafya babasıydı ve böylece büyük macera başlıyordu. Mafia 1’de ünlü araba yarışı kim unutabilir. İlk yarışta çoğu kimse birinci olmayı başaramıyordu. Tekrar tekrar deneniyordu. Ancak işin asıl püf noktası kestirmeyi kullanıp, diğer arabaları geçip birinci olmaktaydı. 1930’lu yılların mükemmel atmosferini yaşayan devasa bir şehirle sunan Mafia, kendisine ait bir fan kitlesi oluşturmuş ve çoğu kişi tarafından beğenilmişti. Zamanına göre harika grafikleri, seslendirmesi ve tüm içeriğiyle gerçek bir klasikti. Aradan geçen uzun seneler içinde ikinci bir Mafia beklendi, ancak ses seda çıkmadı. Fakat bu uzun bekleyiş sonunda müjdeli haber &#8220;Mafia 2&#8243; duyuruldu.</span><br />
</strong></p>
<p style="margin: 0px;" align="left"><span style="color: #ff6600;"><strong>Karanlık İşlere Geri Dönüş<span id="more-356"></span></strong></span></p>
<p style="margin: 0px;" align="left"><strong><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5111/1_2.jpg" alt="" /><br />
</strong></p>
<p style="margin: 0px;" align="left"><span style="color: #c0c0c0;"><strong>Aslında Mafia 2 bir aralar yılan hikayesine dönmüştü. Yapımcı Illusion Softworks’un (2K Games satın aldıktan sonra ismi 2K Czech olarak değişti) oyunun devamını yapmayacağı söyleniyordu. Ancak durum böyle olmadı. Mafia 2’de bu sefer Tommy’i yönetmiyoruz. Onun yerine Vito adında farklı bir karakter başrolde. Vito, Luca isimli bir mafya babasının emrinde çalışan biri. Tüm macera boyunca Vito’la birlikte olacağız, tabii ki bu sade bir macera olmayacak. Söylenene göre oyun resmen bir film havasında geçecek. Mafya dünyasının karanlık yönleri olduğu kadar, oyun içinde duygusal bir yön de bulunacak. Zaten 2K Czech’in üstünde en çok çalıştığı kısımlardan biri, konunun dramatik ve bir o kadar karanlık bir şekilde oyuncuya sunulması.</strong></span></p>
<p><strong> </strong></div>
<table style="height: 130px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="2" width="150" align="right">
<tbody>
<tr>
<td valign="center">
<table style="height: 100%;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="1" width="100%" align="center" bgcolor="#000000">
<tbody>
<tr>
<td valign="center">
<table style="height: 74px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="7" align="center" bgcolor="#ffffff">
<tbody>
<tr>
<td valign="center"></td>
</tr>
<tr>
<td align="middle" valign="center"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"> </span></p>
<div>
<p style="margin: 0px;" align="left"><span style="color: #c0c0c0;"><strong>Yapım ilkinden daha gelişmiş bir şekilde olacak. Oyunun sadece senaryoya bağlı kalmayacağı, özgür bir ortamın da bulunacağı belirtiliyor. Senaryo gereği yaptığımız görevler, hikaye ilerledikçe daha zorlaşacak. En başta biraz daha basit amaçlar yer alırken, ileriki kısımlarda bu basitlik sıyrılacak. Ancak zorluk oyuncuyu, yapımdan soğutmayacak bir şekilde oyun içine adapte ediliyor. Mafia 1’in grafikleri zamanı için gerçekten güzel ve harikaydı. Mafia 2 de yine bu şekilde. Zaten yayınlanan ekran görüntülerine de bakılırsa, oyunun görsel olarak tatmin edici olacağı ortada. Efektler etkileyici bir biçimde oyundaki yerini alacak. Yine kaliteli kaplamalar ve modellemelerle, oyuncuya sağlam bir atmosfer yaşatmak isteniyor. Yapımda dikkat çeken yönlerden biri geçtiği 1950 yılının tasarımını, aynı şekilde ekrana yansıtması olacak. Bu yüzden çoğu noktaya dikkat ediliyor. Ses konusunda oyunun sağlam olacağı yine söylenebilir. Zaten böylesi bir yapımdan işitsel olarak kötü bir faktör pek beklenemez.</strong></span></p>
<p style="margin: 0px;" align="left"><strong> </strong></p>
<p style="margin: 0px;" dir="ltr" align="left"><strong><span style="color: #c0c0c0;">2K Czech, çoğu firmanın yaptığı gibi grafiği öne çıkartıp, içi boş olan bir<span style="color: #c0c0c0;"> oyun</span>sunmayacak. Teknik kısımla birlikte, içeriği zengin ayrıntıların yaşadığı bir oyun olması için elinden geleni yapıyor. Oyun dünyasında fırtına estiren GTA 4’te ayrıntılar oldukça bol. Gene aynı stile sahip, Mafia 2’nin basit bir içeriğe sahip olmasını kimse istemez.<span> </span><br />
</span><br />
<span style="color: #ff6600;">Çatışmalar Başlıyor</span></strong></p>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><strong>Mafia 1 güzel bir oyun olmasına rağmen bazı eksiklere sahipti. Özellikle yapay zekanın durduğu anlar yaşanabiliyordu. Mafia 2’de bu sefer yapay zeka daha gelişmiş olacak. Bizi yeri geldiğinde zorlayacak. İlk oyundaki problemleri bu sefer unutabilirsiniz. Oyun içinde sadece iyi yapay zekaya sahip düşmanlar yok, yaşayan bir şehir ve siviller de var. Hatta yapay zeka konusunda şehirde yaşayan halk da nasibini alacak. Koyun sürüsü gibi olmayacaklar. Bize tepki gösterebilecekler, daha akıllı olacaklar.<span> </span></strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<div><strong> <span> </span><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5111/art/1_s.jpg" alt="" /></strong></div>
<div><span style="color: #ff6600;"><strong><em> &#8220;Efektler etkileyici bir biçimde oyundaki yerini alacak. Yine kaliteli kaplamalar ve modellemelerle, oyuncuya sağlam bir atmosfer yaşatmak isteniyor.&#8221;</em></strong></span></div>
<p style="margin: 0px;" align="left"><span style="color: #c0c0c0;"><strong>M</strong></span><span style="color: #c0c0c0;"><strong>aifa 2’de kullanabileceğimiz birçok araç ve gidebileceğimiz birçok yer bulunacak. Etrafımız birçok oyunda karşımıza engel olarak çıkan görünmez duvarlarla sınırlı olmayacak. Yalnız ufak bir nokta var. Mafia 1’e mod yapılabiliyordu. Ancak Mafia 2’de bu konuyla ilgili tam olarak bir destek olup, olmayacağı belirtilmiş değil. Ama mod yapılan Mafia 1 temel alınırsa ikinci oyunda da bunun büyük ihtimal olabileceği söylenebilir. Böylece farklı modlarla daha zengin bir oyun olabilir.<span> </span></strong></span></p>
<p><strong>Sonuç olarak şuanda beklemekten başka bir seçenek bulunmuyor. 2K Czech yani Illusion Softworks’un daha evvelki başarısı ortada. Kendini kanıtlamış, kaliteli bir yapımcı. İlk Mafia’daki kaliteyi koruyup, daha da geliştirerek ikinci oyunda da başarıyı devam ettireceklerini düşünüyorum. Eğer herhangi bir terslik olmazsa efsanenin devamına 2009 yılında kavuşabileceğiz.</strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/mafia-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gran Turismo 5 Prologue</title>
		<link>http://www.demooyun.net/gran-turismo-5-prologue/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/gran-turismo-5-prologue/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:22:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=354</guid>
		<description><![CDATA[


PlayStation ile birlikte anılan ve senelerdir birçok oyuncu tarafından bilinen birçok isim vardır. Bu isimler artık kült olmuş, kendine ait bir fan kitlesi yaratmıştır. Metal Gear Solid serisi, Final Fantasy akla ilk gelen iki örnek. Bunlarla beraber araba sevmeyenleri bile kendisine bağlayan, her yeni oyununda yenilik ve kaliteyle gelen Gran Turismo (GT) vardır. Sunduğu gerçekçi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"></p>
<div>
<p style="margin: 0px;"><em><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5134/1_3.jpg" alt="" width="352" height="264" /></em></p>
<p style="margin: 0px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong>PlayStation ile birlikte anılan ve senelerdir birçok oyuncu tarafından bilinen birçok isim vardır. Bu isimler artık kült olmuş, kendine ait bir fan kitlesi yaratmıştır. Metal Gear Solid serisi, Final Fantasy akla ilk gelen iki örnek. Bunlarla beraber araba sevmeyenleri bile kendisine bağlayan, her yeni oyununda yenilik ve kaliteyle gelen Gran Turismo (GT) vardır. Sunduğu gerçekçi sürüş hissi, grafikleri, çeşitli model araçları vs… kısaca her şeyiyle PS’si olmayan insana bile PS aldırmış bir seridir GT. Seneler seneler önce bende böyle bir vesileyle kendisiyle tanışmıştım. Bir arkadaşıma ziyarete gitmiştim. Bana “Elimde harika bir yarış oyunu var, eminim seveceksin” demişti. İşte o zaman GT2’yi oynamış ve hastası olmuştum. Hep PC’de oyun oynayan ben, daha sonra evde kendimi PS 1 almış ve GT2’yi oynarken bulmuştum. Aslında konsolla tanışmamı sağlayan ve beni kendisine bağlayan GT2 olmuştu. Aradan geçen senelerde serinin geri kalan tüm oyunlarını, yine ilk günkü o heyecan ve istekle yeniden yeniden oynadım. Ama şimdi belki de serinin en iyisi sayılabilecek, PS3’ün gücünü kullanan GT5’in öncü kuvveti GT5 Prologue zamanı!</strong></span><span id="more-354"></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Aşınan Yollar</strong><br />
</span></p>
<p style="margin: 0px;"><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5134/1_1.jpg" alt="" /></p>
<p style="margin: 0px;">
<span style="color: #c0c0c0;"><strong>Uzun zamandır beklenen GT5 Prologue sonunda oyuncuların (Benim gibi bekleyenler hayli fazlaydı) karşısına çıktı. Prologue’a aslında ufak bir açıklık getirelim. Prologue, asıl oyundan önce çıkan oynanabilir, öncü bir versiyon. Ancak tam sürüm değil ve daha kısıtlı. GT5P’nin tabii ki en çok dikkat çeken kısmı grafikleri. Oyun piyasaya sürülmeden önce, çoğu forumda GT5P’nin grafikleri tartışılmış ve hakkında uzun uzun yazılar yazılmış ve yorumlar belirtilmişti. Hemen baştan belirteyim, GT5P şuanda PS3’ün en iyi grafikli oyunu. Kesinlikle seriyle ilk tanışan çoğu kişiyi bile etkileyecek düzeyde harika bir görselliğe sahip. Araç modellemelerinin poligon sayısı oldukça zengin. Hatta yarışa başlarken yarışı unutup, kendinizi direk aracın güzelliğine ve grafiklerine dalmış olarak bulabilirsiniz. Modellemeler gerçekten çok detaylı ve oldukça etkileyici yapılmış. Zaten GT serisi her oyununda grafikleri tavan yapan bir görselliğe sahiptir. Bu gelenek gene bozulmamış ve aynen kendini koruyor. Polyphony Digital’e buradan bir kere şapkamı çıkartmak istiyorum. Araç modellemeleri dışında yine yollar son derece düzgün ve güzel yapılmış. GT5P’le ilgili eleştirilerden biri çevrenin detaysız ve basit olduğuydu. Çevre denildiği gibi öyle eksik ve basit değil. Oyun için yeterli. Zaten aracı durdurup yol kenarında piknik yapılmayacağı için, bu noktaya pek dikkat edilmeyecektir. Aynı şekilde kamera açıları da güzel yapılmış ki, kokpit çok hoşuma gitti. GT5P’nin harika görselliğine karşın yalnız bazı hataları bulunuyor. Bunlardan biri çok <span style="color: #c0c0c0;">fazla<span> </span></span>olmasa da dikkat edildiğinde görülebilen AA eksikliği. Bir de fazla sayıda aracın geçişinde ufak da olsa nadiren biraz Frame’de düşüş yaşanabiliyor. Ancak bunlar geneli etkileyen eksikler ve oyunun oynanmamasını sağlayacak türden noksanlar değil.<span> </span></strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #c0c0c0;">GT5P, 1080P desteği ve harika görselleri dışında ses açısından oldukça kaliteli. Şöyle bir noktadan bahsedeyim. Polyphony Digital, her GT oyununun yapım aşamasında, gerçek araçların seslerini kayıt edip, oyuna aktarır. Elinden geldiğince en iyi ses efektlerini GT’de sunmaya çalışan bir firma. Tabii ki bu olay yine devam GT5P’de de devam ediyor. Araçların sesleri son derece gerçekçi ve oldukça tok. Grafiklerle beraber şahane sesler oyunda yer alıyor. Genel olarak GT5P teknik olarak üst derece bir oyun olmuş.<br />
</span></strong><br />
<strong><span style="color: #ff6600;">Oynanış Mekanizması</span></strong></p>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><strong>Yapımda belli miktarda paramız oluyor ve bir araba alıyoruz. Yarışları kazandıkça, para kazanıyor ve daha iyi bir model araç almak için paramızı tutmamız gerekiyor. Yarışlar Events altında gerçekleşiyor. Events içinde A, B ve C olmak üzere üç farklı sınıf var. Tabii ki en başta C ile başlıyoruz ve A’ya kadar yükselmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken en önemlisi paramızla daha iyi bir araba satın almak. A, B ve C içinde neredeyse 10 ve üstünde yarış var. Yani üst bir sınıfa geçmek için birçok yarışa katılmamız gerekiyor.</strong></span></p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;">Yarıştan önce sürüş dinamiği ve diğer ayarların, profesyonel veya standart olmasını seçmemiz gerekiyor. Zaten bu karşımıza bir menü ile geliyor. Eğer seriye<span style="color: #c0c0c0;"> yeni</span>başladıysanız standart olarak seçebilirsiniz. Ancak ben deneyimliyim diyorsanız profesyoneli seçebilirsiniz. Bu kısımda yapılan ayarlar oyun içinde oldukça etkili. Yapacağınız yanlış tercihler, ne kadar usta ve iyi bir şoför olsanız da, yarışı kaybetmenize neden olabilir. Özellikle profesyonel seçimi gerçekten zorlu olabiliyor. Profesyonel seçeneği araçta en ufak noktaya kadar etkili. Senelerdir oynadığım GT serisinde ilk defa bu kadar zorlandığımı söyleyebilirim. Deneyimli olsanız bile, profesyonel de dinamikleri, sürüşü ve aracın karakterini iyice tanıyana kadar bocalayabilirsiniz de.<span> </span></p>
<p></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #c0c0c0;"><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5134/art/1_s.jpg" alt="" /></span></strong><em><strong><span style="color: #ff6600;">&#8220;Araç modellemelerinin poligon sayısı oldukça zengin. Hatta yarışa başlarken yarışı unutup, kendinizi direk aracın güzelliğine ve grafiklerine dalmış olarak bulabilirsiniz.&#8221;</span></strong></em></p>
<p style="margin: 0px;">
<span style="color: #c0c0c0;"><strong>Oyunun diğer bir özelliği ise aynı anda 16 aracın yarışabilmesi ve yapay zekanın kendisi. Önceki oyunlara göre daha düzgün ve zorlayıcı bir yapay zeka var. Kesinlikle yeri geldiğinde zor anlar yaşatabiliyor. Sizi sıkıştırabiliyor, hata yaptığınızda affetmiyorlar. Oyunda Single Player’da yapay zeka kesinlikle tatmin edici olmuş. Kendim yarışırken şahsen çok beğendim. Eğer tekli oyuncudan sıkılırsanız, Multiplayer yapma şansınız var. Gerçek oyuncularla yarışmak bir hayli zevkli. Özellikle Multiplayer’da sürüş kabiliyetiniz de ortaya çıkıyor. Araca ne kadar hakim ve iyiyseniz, yarışı birinci bitirme şansınız var. Yani Multiplayer’da kullandığınız araçla birlikte en önemlisi ve sizi ortaya çıkartan, sürüş kabiliyetiniz oluyor. Ayrıca online oynarken herhangi bir bağlantı kopması veya lag gibi durumla karşılaşmadım. Multiplayer sorunsuz bir şekilde oynanabiliyor.<span> </span></p>
<p><span style="color: #ff6600;">Efsane Devam Ediyor</span><br />
</strong></span></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5134/1_8.jpg" alt="" /></strong></span></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong><br />
GT5P’de eksik olan kısımlardan biri araçların hasar almaması. Ancak ilerde gelecek bir yama ile bu da oyuna eklenecek. Artı olarak yeni modlar da oyuna eklenecek. Zaten GT5P asıl oyunun kendisi değil. Tam sürüm oyunda çok daha fazla detay, araba, hasar ve bir sürü ekstra olacak. Sonuç olarak GT5P paranızın ve PS3’ün hakkını sonuna kadar veren, harika bir yapım. Kesinlikle her PS3 kullanıcısının en aşağı bir kere de olsa oynaması gerekli.</strong></span></p>
</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/gran-turismo-5-prologue/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dead Space</title>
		<link>http://www.demooyun.net/dead-space/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/dead-space/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:21:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Space]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Space inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Space oyun incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Space oyun tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Space tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[

Dead Space bilindiği üzere EA&#8217;in yeni bilim kurgu-korku oyunu. Uzun zamandır oyundan hiç bir haber alamadığımız gibi, hiç bir yerde yeni ekran görüntülerine bile ulaşamadığımız yapım hakkında endişelenmeye başlamıştık. Fakat EA, her dönem yaptığı bahar etkinliklerinde Dead Space&#8217;in bir çok detayını açıklığa kavuşturdu ve bize de bunları size aktarmak düştü. Bakalım oyun gerçekten bizleri etkileyebilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><em><span style="color: #ff6600;"><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5125/1_12.jpg" alt="" width="338" height="253" /></span></em></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;">Dead Space bilindiği üzere EA&#8217;in yeni bilim kurgu-korku oyunu. Uzun zamandır oyundan hiç bir haber alamadığımız gibi, hiç bir yerde yeni ekran görüntülerine bile ulaşamadığımız yapım hakkında endişelenmeye başlamıştık. Fakat EA, her dönem yaptığı bahar etkinliklerinde Dead Space&#8217;in bir çok detayını açıklığa kavuşturdu ve bize de bunları size aktarmak düştü. Bakalım oyun gerçekten bizleri etkileyebilecek mi?</p>
<p></span><span style="color: #ff6600;">Uzayda Dehşet</span></strong><br />
<span id="more-352"></span><br />
<strong><span style="color: #c0c0c0;">Oyunun pre-alpha demosu yayınlandığında gördüğümüz ilk nokta ana karakterimiz oldu. İsmi Isaac Clarke ve Ishimura adlı bir uzay gemisinin koridorlarında terkedilmiş halde. Ishimura nedir diyecek olursanız da, oyunun genel konusunu oluşturan ve uzaylılar tarafından işgal edilmiş bir kazı &#8211; araştırma uzay gemisi diyebilirim. Isaac ve ekibi bu gemiye olanları araştırmak üzere gönderilmişler. Fakat dediğim gibi oyuna başladığımızda yalnız başımıza olacağız. Neler olduğunu bulmak da bize düşüyor. Tabi kalbiniz buna izin verirse. Ne de olsa oyunumuz bir korku oyunu ve EA bizleri korkutmak adına birçok şeyi deneyecek gibi görünüyor. Zaten oyun başladığında ne yazık ki yalnızca 90 saniye yetecek kadar oksijene sahipsiniz ve acilen yapacak bir şeyler bulmanız gerekiyor. Yani oyunun demosu da gayet hızlı başlıyor. Aslında içerisinde bulunduğunuz gemi size oksijen sağlayabiliyor, fakat geminin kaza geçirdiğini ve ikiye bölündüğünü gördüğünüzde neden havaya ihtiyacınız olduğunu anlıyorsunuz. Dead Space’in genel işleyişinde de oksijen ihtiyacınızı karşılamak adına çevreye dağılmış durumda olan hava kutularını bulmanız gerekecek. Ayrıca kendinizi gemiye bağlı buluyorsunuz. Isaac neredeyse oyun boyunca hep geminin tabanına bağlı durumda. Bu bağlılık oyunun birçok bölümünde ihtiyacınız olan eşyaları almanıza ya da bir platformdan diğer platforma geçmek ve bulmacaları çözmek gibi işleri de göreceğinden sıkça kullanılacak gibi duruyor.</span></strong></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;"><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5125/1_10.jpg" alt="" /></span></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;"><br />
Yer çekimi uzay boşluğunda hiç bulunmadığından, tabana bağlı olarak bir çok yerçekimsiz ortam hareketine başvurabiliyoruz. Büyük boşluklardan karşıya atlamak gibi eylemler için bolca haşır neşir olacağız yani. Konunun daha ilginç bir tarafına değinecek olursak eğer, bu tabana bağlı olma durumu da başlı başına bir bulmaca diyebilirim. Yerçekimini yeniden kazanabilmek adına etraftan bataryalar toplamak ve bunları eski yerlerine yerleştirmek zorundayız. Zaten gemiye bağlı olduğunuz süre boyunca, oradan oraya muhteşem atlayışlar gerçekleştirmemiz de biraz zor görünüyor. Biraz şans, biraz da iyi hedefleme ile büyük sıçrayışlar yapmak mümkün olabiliyor. Bunların haricinde Isaac, giydiği elbisenin kendisine verdiği bir özel yeteneğe de sahip. Bu yeteneğin adı Kinesis ve tahmin edebildiğiniz gibi uzaktaki objeleri almaya yarıyor. Ayrıca bu yeteneğin bir de saldırı amaçlı kullanım yönü var ki, aldığınız eşyaları düşmanlarınızın kafasına kafasına vurabilmenize izin veriyor. Kulağa eğlenceli geliyor değil mi?<br />
</span></strong><br />
<strong><span style="color: #ff6600;">Karanlığın Sessizliği<span> </span></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #c0c0c0;">Dead Space&#8217;in uzayda geçtiğini artık anlamışsınızdır. Uzay gemisini uzaylıların işgal ettiğini de söylemiştik. Yani basit bir mantıkla oyunda düşmanlarımızın uzaylılar olduğu fikrine kapılabiliyoruz ve yanıldığımızı anlıyoruz. Çünkü bir diğer düşmanımız hastalık bulaşmış insanlar olacak ki, kendileri belki de en rahatsız edici görünüşe sahip düşmanlarımız olacak diyebilirim. Ayrıca uzaylılara yalnızca uzaylılar gözüyle bakmak bizi oldukça yanıltacaktır. Yapay zekaları şöyle iyi böyle iyi demektense, nasıl işlediğini anlatırsam sanırım daha açıklayıcı olacaktır.</span></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;">Düşmanlarımız kesinlikle onlara ne yönden ve nasıl saldırdığınızı anlayabiliyor, ona göre taktikler geliştiriyorlar. Yani bir yaratığı kafasından vurduğunuzda bu kez kopan kafasının yerinden dışarıya küçük yaratıklar salgılayacak ve kafasız şekilde üzerinize gelmeye devam edecek. Bu sırada da küçük yaratıklar etrafınızı saracaklar ve neyle uğraşacağınızı şaşıracaksınız. Eğer siz onu ayağından vurmaya kalkarsanız, bacakları kopan yaratığımız yerde sürünerek üzerinize gelecek. Eğer oyunda bir süre boyunca aynı yaratıkları aynı şekilde öldürmeye devam ederseniz, size karşı olan tutumlarını değiştirecekler. Fakat her yaratığın bir zayıf noktası olacak ve eğer hayatta kalmak amacı güdüyorsanız, bunları en kısa zamanda öğrenmeniz şart olacak.</p>
<p>Her oyunda olduğu gibi Isaac&#8217;ın da kendisine oyun boyunca yardımcı olacak bir kaç temel eşyası bulunuyor. Örneğin bir kazı aletimiz var ve kendisi yay ve ok mantığı ile çalıştığından en temel silahımız olmaya aday görünüyor. Bu silahla dikey ya da yatay şekilde saldırabilecek, bu sayede de her yaratığın başka bir noktasına ateş edebilme yeteneğine sahip olacaksınız. Ayrıca aynı Kinesis modülü gibi bir modül daha bulma şansınız var ve bu modülde (Statis modülü) zamanı yavaşlatarak etrafınızdaki her yaratığın hareketlerini minimum hıza düşürecek. Bu sayede sıkıştığınız ya da tuzağa düştüğünüz anlarda kaçabilme şansınız olacak. Oyun zaten sürekli olarak duvarların arkasında neler olduğunu merak etmeniz, gemiyi araştırmanız ve işlerin kötüden nasıl bir hızla olabilecek en kötüye dönüştüğünü gözlerinizle görmeniz ile geçecek. Bu eşyalara bir de bağlı olduğumuz kilidi eklersek temel eşyalar konusunu da kapatabiliriz.<span> </span></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Ufuk Faciası</span></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5125/1_11.jpg" alt="" /></p>
<p style="margin: 0px;">
<span style="color: #c0c0c0;"><strong>Oyun yapımcıları korku düzeyini artırabilmek adına, gözleri rahatsız edebilecek her şeyi ekrandan kaldırmışlar. Yani ne bir sağlık göstergesi ne mermi sayınız oyunda gözükmeyecek. Eğer bir eşyayı almaya kalkarsanız, holografik bir görüntü oluşacak ve ardından kaybolacak. Bu sistem bana oldukça mantıklı geliyor, çünkü karanlık bir odaya girdiğinizde eşyaları bulmanız çok daha basit ve oyunun hızı da hiç kesilmiyor. Bir eşyanın yanına geldiğinizde holografik görüntü size eşya ile ilgili bilgileri sayarken siz tek tuş ile alabilir ve oyuna hızla devam edebilirsiniz. Oyunda sağlık barınızın azaldığını omurganızdan, Stasis ya da hava ihtiyacınızı da omuzlarınızdan anlayabileceksiniz.<span> </span></p>
<p>Oyunda ölmek pek de zor değil, fakat eğer basit bir ölüm animasyonu bekliyorsanız yine şaşıracağınızı söyleyebilirim. Karşınızdaki yaratıkların sizin nerenize saldırdığına bağlı olarak, bacağınız kopacak, kafanız ortadan ikiye ayrılacak, beliniz kırılacak. Hatta ve hatta sizi komple tek lokmada yutabilecek düşmanlara da sahibiz. Tabi bu animasyonlar sadece Isaac için geçerli değil, düşmanlarımızı da daha önce belirttiğim gibi farklı noktalardan vurduğunuzda alacakları hasar ve ölüm animasyonları sürekli değişecek. Yani EA oyunun şiddet ve vahşet içeren sahnelerini oldukça abartmış, ama umuyoruz ki başları bu konudan dolayı ağrımaz. Kopan kollar bacaklar görmek belki bizler üzerinde büyük etkiler bırakmıyor olsa da, yaş olarak ufak insanlar için biraz daha sakıncalı gibi geliyor.<span> </span><br />
</strong></span></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5125/1_5.jpg" alt="" /></strong></span></p>
<p style="margin: 0px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong><br />
Dead Space, uzun süren sessizliğin ardından benim üzerimde iyi bir izlenim bıraktı diyebilirim. Zaten oyun piyasasının bu tür oyunlara ihtiyacı olduğunu da biliyoruz. Her ne kadar EA yapımcı olduğundan biraz da olsa temkinli yaklaşıyor olsak da, dar ve karanlık koridorlardan gelen sürünme sesleri, neredeyse hiç durmayacak gibi görünen hareketliliği ve demoda gördüğümüz kadarıyla başarılı atmosferi ile doğru yolda olduğunu söylememiz zor değil. Umuyoruz ki EA bizi şaşırtır ve yıllardır yapamadığını yaparak bizlere bir klasik sunmayı başarır.</strong></span></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/dead-space/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Far Cry 2</title>
		<link>http://www.demooyun.net/far-cry-2/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/far-cry-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:20:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Far Cry 2]]></category>
		<category><![CDATA[Far Cry 2 incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Far Cry 2 oyun tanıtımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=350</guid>
		<description><![CDATA[


2004 yılında beklenen 4 farklı oyun vardı. Bunların ikisi Doom 3 ve Half-Life 2’di. Diğer ikisi ise oyun dünyasıyla daha yeni tanışacak olan Far Cry ve Stalker’dı. Hatta çoğu kişi oyun dünyasının bu dört atlısı için 2004’teki en iyi 4 FPS diyordu. Ancak aralarından Doom 3, Half-Life 2 ve Far Cry piyasaya sunuldu. Stalker, 3 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"></p>
<p style="margin: 0px;"><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet  ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"></p>
<p style="margin-top:  10px; margin-bottom: 10px;"><strong><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5281/1_8.jpg" alt="" width="342" height="254" /></strong></p>
<p></span><strong><span style="color: #c0c0c0;">2004 yılında beklenen 4 farklı oyun vardı. Bunların ikisi Doom 3 ve Half-Life 2’di. Diğer ikisi ise oyun dünyasıyla daha yeni tanışacak olan Far Cry ve Stalker’dı. Hatta çoğu kişi oyun dünyasının bu dört atlısı için 2004’teki en iyi 4 FPS diyordu. Ancak aralarından Doom 3, Half-Life 2 ve Far Cry piyasaya sunuldu. Stalker, 3 sene kadar daha rötar yaparak 2007’de raflardaki yerini aldı. Kült iki yapımın devamı olan HL2 ve Doom 3 kendilerinden beklendiği gibi kaliteli çıktı. Far Cry ise üç Türk kardeşin başında bulunduğu Crytek’in ilk oyunuydu. Kimse Crytek’ten böylesi kaliteli bir oyun beklemiyordu. Ancak Far Cry çıktığı gibi oyun dünyasında resmen deprem etkisi <span id="more-350"></span>yarattı ve bir klasik olarak ismini yazdırdı. Şimdi ise üvey sayılabilecek devamı geliyor.<br />
</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><br />
<span style="color: #ff6600;">Ubi Ubi Yuppi</span></p>
<p><span style="color: #c0c0c0;">Far Cry her ne kadar başarılı olsa da, bu başarı Crytek ve Ubisoft’un daha kaynaşmasını sağlayamadı. Tam tersi iki firma arasında bazı anlaşmazlıklar yaşandı ve yollar ayrıldı. Crytek, Crysis’in yapımına başlarken, Far Cry isim hakları Ubisoft’ta kaldı. Bundan uzun bir süre önce Ubisoft, yapmakta olduğu ve bazı gizli projelerin yer aldığı bir klasörü yanlışlıkla FTP’si üstünde bırakmıştı. Tabii ki klasör firma dışından bir başkası tarafından bulununca, Ubisoft’un gizli planları da su üstüne çıkmıştı. Klasör içinde yeni Prince of Persia, Rocky oyunu, diğer projeler ve Far Cry 2’le ilgili bazı materyaller bulunuyordu. Böylece Far Cry 2 resmi olmasa gün yüzüne çıktı. Aradan geçen zaman içinde Ubisoft daha sonradan resmi olarak oyunu en başta PC platformu için duyurdu. Daha sonra PS3 ve X360’a da çıkacağı müjdesini de verdi.<span> </span></p>
<p>Jack Carver, cennet misali güzel bir adanın gerçek yüzünü görmüştü. Ada üstünde yapılan korkunç deneyler sonucu ortaya çıkan Mutant’larla kapışmış, paralı askerlerle çatışmalara girmişti. Jack bu sefer kendini suyun bol olduğu adada değil, tam tersi kavurucu sıcakları ve çölleriyle Afrika’nın orta yerinde büyük bir macera içinde buluyor. Afrika’da bulunmamızın yegane sebebi ise The Jackal kod isimli bir silah tüccarı. Oyun isim olarak ilkinin devamı olmasına rağmen, konu, içerik ve birçok açıdan tamamen farklı. Ubisoft Montreal stüdyosu tarafından hazırlanan Far Cry 2’de ilk oyundaki bilim kurgu öğeleri rafa kaldırılmış durumda. Deneyler sonucu ortaya çıkan Mutant’lar yok. Tam tersi olarak normal insanlarla çarpışıyoruz. Ancak bu insanlar son derece akılcı bir yapay zekaya sahip olacaklar. Siper aldığınız yere göre bize zarar verecek en uygun noktaya yerleşip, taktik yaparak hareket edecekler. Mantıklı strateji izleyip, bizi haklamak ve en çok zararı vermek için ellerinden geleni yapacaklar. Çoğu oyunda gördüğümüz direk gibi durup ateş eden, bomba attığınızda hiç bir şey olmamış gibi hareket eden düşmanları unutun.</span></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong> </strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;"><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5281/1_10.jpg" alt="" /></span></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong> </strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;">Jack hafiften yaralanabilecek. Bu durumlarda Jack’in yaralarının geçmesini bekleyebiliriz. Eğer ağır yaralanırsak beklemek işimize gelmeyecek. Bir sağlık çantasına ihtiyacımız olacak. Böylece karakterimizi iyileştirebileceğiz. Oyunun en güzel yönlerinden biri ise çizgisel bir yapı sunmayacak olması. Yapımda dost veya düşman edinebileceğiz. Vereceğimiz kararlar ve yaptıklarımız her şeyi etkileyecek. Bu yüzden dikkatli hareket etmemiz gerekecek. Dostumuz olan bir kişi yaptığımız bir hatadan dolayı bir anda düşmanımız olabilir. Bunlar oyundaki gidişatı değiştirip, senaryoya da etki edecek. Genelde bir oyundaki çizgisel ilerleyiş ve yapı oyuncuları sıkıyor. Ancak Far Cry 2’nin sunduğu genişlik bu durumu ortadan kaldıracak gözüküyor.<br />
</span><br />
<span style="color: #ff6600;">Afrika’nın Geniş Arazileri</span><br />
</strong></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><strong><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5281/1_12.jpg" alt="" /></strong></p>
<p><strong></p>
<p style="margin: 0px;">
<span style="color: #c0c0c0;">Oyunda 50 kilometre karelik büyük bir alan bulunacak. En güzel kısım ise harita üstünde oradan buraya giderken veya başka yere geçerken bir yükleme ekranı ile karşılaşmayacağımız. Yani Far Cry 2’nin başında bir yükleme olacak ve oyun boyunca Load ekranını görmeyeceğiz. İlk oyunda olduğu gibi aynı şekilde araçlar yapımdaki yerini alıyor. Tabii ki kocaman harita üstünde baştan başa yürüyerek gidilmez. Araçlar sayesinde görev noktasına daha hızlı ulaşacağız. Tek tip araç yok birçok çeşit araç olacak. Yeri geldiğinde araç kullanırken rakiplerimizle tehlikeli kovalamaca yaşayabilir veya çatışmalara da girebiliriz. Ubisoft Montreal oyundaki aksiyon dozajını iyi ayarlayıp, oyunculara sunacaklarını ve oyuncuların bundan gerçekten zevk alıp memnun kalacağını belirtiyor. Yapımdaki görevlerde çoğu oyunda sunulan klasik yapı aşılmaya çalışılıyor. Klasik bir şeyi alıp belirli diğer noktaya götürmek gibi görevler yerine daha farklı bir sistem işlenecek. Yapımcılar yine bunun üstünde çalışıp, zevkli ve sıradan görev sistemi olmamasını sağlamaya çalışıyor.</p>
<p>Her şey içerik ve oynanışla alakalı değil. Artık yeni nesil denildiği zaman akla hemen grafiksel yön geliyor. İşte Far Cry 2 bu konuda da bir hayli iddialı ve gerçekten etkileyici. Oyunda Dunia Engine kullanılıyor. Dunia, Ubisoft Montreal tarafından kodlanmış bir motor. Aslında orijinal CryEngine’nın çok çok küçük bir kısmı kullanılıp, üstüne yeniden yazılmış bir grafik motoru. Şu zamana kadar gösterilen ekran görüntüleri ve videolar, Dunia’nın gücünü kanıtlıyor. Afrika’nın sıcağını, güneşin ışık oyunlarını, model ve çevre kaplamaları gerçekten etkileyici. Yapımın görsel olarak kuvvetli ve kaliteli olacağı belli. Her şey görünüşle sınırlı değil. Far Cry 2’nin marifetleri bunlarla bitmiyor. Yanan bir yerde rüzgarın etkisiyle alevler, rüzgarın yönüne doğru yanacak. Hatta o yöne doğru yangın daha da büyüyebilecek. Rüzgar sadece alevleri etkilemiyor. Yeri geldiğinde görmemizi engelleyecek, yerdeki otlar ve yeşillikler estiği yöne göre hareket edecek.</span></p>
<p style="margin: 0px;">
<p></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;"><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5281/1_6.jpg" border="0" alt="Görmek istediğiniz resmin numarası üzerine klikleyin." width="512" height="384" /></span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><span style="color: #c0c0c0;">Dalı kırılan bir ağacın dalı yeniden çıkacak, yeşerip yaprak bile verecek. Bunlar Far Cry 2’nin teknoloji videolarında da gösterilmişti. Kısacası oyunda neredeyse yok yok. Çoğu ayrıntı düşünülmüş durumda. Gece gündüz döngüsü de oyunda olacak. Gündüzleri daha tehlikeli olabilecek. Ancak gecenin karanlığı sinsi ve gizli bir şekilde amacımızı yerine getirebiliriz. Oyunu oynarken bir bakmışsınız akşam olmuş ve güneşin son ışıkları yere düşüyor. Tam tersi olarak sabah güneşini de görebiliriz.<span> </span></p>
<p>Görsellik ve ince ayrıntılara güzel bir çevre etkileşimi belirtelim. Yeri geldiğinde önümüzdeki bariyeri devirip kendimize siper yapabilir veya çevredeki cisimleri kullanıp düşmanları farklı yöntemlerle avlayabiliriz. Çatışmadan dolayı etraf hasar alabilecek. Hatta en güzel yönü hasar alınan yerler çoğu oyunda olduğu gibi otomatik tamir olmayacak. Kalıcı hasar alacaklar. Yanan bir ev var diyelim. Haritada o alandan ayrılıp daha sonra evin olduğu yere geri geldiğimizde, evin tamir edilip, yeni badana boya yapılmış halde bulmayacağız. Tam tersi bıraktığımız gibi yanmış bir halde kalacak. Böylesi bir yapım için seslerin de aynı şekilde kaliteli olmayacağı düşünülemez. Profesyonel seslendirmeler, gerçekçi efektler ve atmosferi tamamlayıcı harika bir Soundtrack listesini Far Cry 2 sepetine dahil edelim.<span> </span></p>
<p></span><span style="color: #ff6600;">Sabretmek Erdemliktir</span></strong></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><strong></strong></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><strong><img src="http://www.merlininkazani.com/image/games/5281/1_17.jpg" alt="" /></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p style="margin: 0px;"><strong><br />
<span style="color: #c0c0c0;">Far Cry 2, çoklu çekirdeği ve Directx 10’u destekliyor. Hatta şunu da belirtelim. Yapımcı Ubisoft Montreal, Ubisoft’un optimize ve oyun yapımı konusunda en iyi stüdyosu. Daha evvel yaptıkları çoğu projede de gerçekten iyi bir optimizasyon yapmışlardı. Son yapılan açıklamaya göre Far Cry 2’nin 50 saatlik bir oynanış sunacağı belirtiliyor. Yani kısa süren ve tadı damakta kalan bir oyun değil, tam tersi uzun soluklu bir yapım olacak. Single Player harici çoklu oyuncu desteğini de unutmamak lazım.<span> </span></p>
<p>Bir kısım Far Cry 2’nin arkasında Crytek olmadığı için başarısız olacağını düşünüyor. Ancak söylenenler ve gösterilenlere bakılırsa, en önemlisi başarılı Montreal stüdyosunun geçmişi ele alınınca yeni bir klasikle tanışabiliriz. Geniş bir harita, esnek bir oynanış, mükemmel grafikler, ince ayrıntılar ve kendi stratejimizi geliştirip, farklı yollardan sorunları çözmek cidden ağız sulandırıyor. Eylül ayı içinde yayınlanacağı söylenen Far Cry 2, beklenen oyunların başında geliyor. Yapım herhangi bir erteleme olmazsa, bize her açıdan gerçek bir şölen yaşatacak.</span></strong></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/far-cry-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Silent Hill: Homecoming incelemesi</title>
		<link>http://www.demooyun.net/silent-hill-homecoming-incelemesi/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/silent-hill-homecoming-incelemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Silent Hill]]></category>
		<category><![CDATA[Silent Hill incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Silent Hill tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=348</guid>
		<description><![CDATA[


Silent Hill: Homecoming


Hiçbir canlı dünyaya bir korkak ya da kahraman olarak gelmez. Korku sonradan oluşan bir &#8220;Tehlikelere karsı duygusal tepki&#8221; reaksiyonudur. Onu yaşamamız için çok farklı sebepler vardır. Örneğin kapalı alan korkusu Klostrofobi’dir. Otuzlu yaşlarda fazlaca bayanların yaşadığı bir korku türüdür. Bir hastalık değildir, zihnin fırsatını buldukça bu bireye uyguladığı yanılsamanın yarattığı duygudur. Sudan korkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"></p>
<h3 style="font-weight: bold; margin: 10px 0px; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; padding: 0px; color: #ff9933; font-size: 18px;"><a style="text-decoration: none; color: #888899;" rel="bookmark" href="http://oyuntanitimlari.blogcu.com/silent-hill-homecoming/3654577" onclick="urchinTracker('/outgoing/oyuntanitimlari.blogcu.com/silent-hill-homecoming/3654577?referer=');"><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet  ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"></p>
<p style="margin-top:  10px; margin-bottom: 10px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong><img src="http://img2.blogcu.com/images/o/y/u/oyuntanitimlari/1_13.jpg" alt="" width="346" height="259" /></strong></span></p>
<p></span>Silent Hill: Homecoming</a></h3>
<div>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong>Hiçbir canlı dünyaya bir korkak ya da kahraman olarak gelmez. Korku sonradan oluşan bir &#8220;Tehlikelere karsı duygusal tepki&#8221; reaksiyonudur. Onu yaşamamız için çok farklı sebepler vardır. Örneğin kapalı alan korkusu Klostrofobi’dir. Otuzlu yaşlarda fazlaca bayanların yaşadığı bir korku türüdür. Bir hastalık değildir, zihnin fırsatını buldukça bu bireye uyguladığı yanılsamanın yarattığı duygudur. Sudan korkan insanlaraysa Hidrofobik denir. Bu korkunun esiri olan insanlar bir su damlasını gördüklerinde terleme, baş dönmesi gibi belirtiler gösterirler. İleri seviyede Hidrofobik insanlar bir <span style="color: #c0c0c0;">bardak</span><span> </span>su içerken bile koca bir okyanusta boğulacaklarını zannederler. Ondan hep kaçmaya</strong><span> </span></span><span style="color: #c0c0c0;"><strong>çalışsak da o hep içimizdedir. Adeta beynimizdeki düşmandır korku. Üstüne gitsek de bize yeni korkular sunmak için her zaman tetikte bekler. Hiçbir canlı varlık onu yenemez.<br />
<span id="more-348"></span><br />
Korku edebiyatı üzerine şimdiye kadar birçok eser yapılmıştır. Stephen King’in gerilim dolu romanlarından Alfred Hitchcock’un filmlerine, ünlü ressam Edward Munch’ün &#8220;Çığlık&#8221; tablosundan, Mısır kalıntılarındaki tanrılara kurban verme ayinlerine kadar birçok alanda kaçamadığımız bu duyguyu; başkalarının gözünden yaşayarak anlamsızca bir merakın da tetiklediği istekle korkuyu gözlemledik. Sinema dünyasında en çok yapılan türlerden biri korku filmleri oluyor. Ucuz ve izleyicileri etkileyebilme özelliği en fazla olan tür korku filmleridir. Örnek olarak sadece 15.000 dolarlık bütçesi ve 100 milyon doları aşmış hasılatı ile 1999 yapımı The Blair Witch Project’i gösterebiliriz. Bunun yanında dünyanın en çok satan romanları arasında ünlü İngiliz yazar Agatha Christine ve Amerikalı yazar Stephen King’in romanları kitap satışlarında ilk sırayı alıyor.<span> </span></p>
<p><span style="color: #ff6600;">Teknolojinin Evrimi, Korkunun Evrimini Hızlandırdığında</span><br />
</strong></span></p>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong><img src="http://img2.blogcu.com/images/o/y/u/oyuntanitimlari/1_5.jpg" alt="" /></strong></span></p>
<p style="margin: 0px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong><br />
Video oyunlarının evrimi, onların gelişimini sağlayan yapı taşına yani teknolojiye bağlıydı. Teknoloji geliştikçe video oyunları bizleri eskisinden daha da içine çeker bir hal aldı, çünkü yapımla seyircinin arasına interaktivite girdiğinden &#8220;Korku&#8221; kelimesinin anlamı daha da güçlenmişti.</p>
<p>Her şey, 31 Ocak 1999 yılında ünlü Japon oyun şirketi Konami çalışanlarının, endüstriyi daha önce görülmemiş bir şekilde sallamasıyla başladı. Ortaya çıkardıkları yapıt video oyunlarında korku temasını sonsuza dek oyun severlerin ve özellikle otoritelerin gözünde bir kült haline getirdi. Video oyunlarında ilk defa psikolojik korku türüyle karşılaşıyorduk. Bu hiçbir oyuncunun alışkın olmadığı, ama rüyalarını süsleyen bir gelişmeydi. Oyunun sunduğu korku teması o kadar derin, o kadar iyi tasvir edilmişti ki, dünya çapında birçok insan oyunu yalnız başına oynayamadığından yakınıyordu. Kapkaranlık mekanlarda geçen sinir bozucu müzikler eşliğinde elinizde sadece cızırtılı bir radyo ile dolaştığınız lanetli kasabanın, oyun endüstrisinde kendine haklı bir yer edinişini<span> </span></strong><strong>ve global anlamda on yıllık bir fenomene dönüşmesinden bahsediyoruz. Yapımcı ekip olan Team Silent’ın yönetmen koltuğunda Keiichiro Toyama’nın ve ünlü Japon besteci Akira Yamaoka’nın eşsiz eserleriyle renk kattığı bu kasabanın adı Silent Hill.</strong></span></p>
<p style="margin: 0px;"><em><strong><span style="color: #ff6600;">Bambaşka bir Silent Hill geliyor!</span></strong></em></p>
</div>
<p></span></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="4" cellpadding="0" width="100" align="right">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #c0c0c0;"></p>
<div><strong><span style="color: #ff6600;">Silent Hill’e hoş geldiniz</span></p>
<p>İlk Silent Hill’in bu kadar çekici olmasındaki etken, sunduğu psikolojik gerilim türünden ziyade şüphesiz ince işlenmiş, üzerinde kafa patlatıldığı her halinden belli olan kurgulanışı ve hikayesiydi. Oyun hikayesi zamanla karşılaştığımız onlarca yan karakter olsa da, daha çok bir baba (Harry Mason) ve kızının (Cheryl Mason) etrafında dönüyordu. Yaşanan olaylardan 7 yıl önce Harry Mason ve karısı evlerinin yakınlarındaki şehirlerarası yolun kenarına bırakılmış bir bebek bulurlar. Bebeği sahiplenerek Cheryl adını takarlar. Zamanla annenin geçirdiği sağlık sorunları aileye pahalıya patlar ve anneyi kaybederler. Harry Mason’da yanına kızını alarak yaşadıkları travmatik durumdan biraz olsun kurtulmak için, Silent Hill kasabasına tatil yapmak için yola koyulurlar. Kasabanın yakınlarında yaşadıkları bir trafik kazası sonucu oyun başlar ve Cheryl’ın araçta olmadığını fark etmemizle onu bulmak için yola koyuluruz. İlk Silent Hill’in oyun sonu biter Cast’ın isimleri ekrandan süzülür ve 10 saniyelik bir görüntü ekranda belirdiğinde tüyleriniz diken diken olur. Kısacık bir görüntüdür belki ancak bu manzarayı gördüğünüzde televizyonun karşısına geçip saygıyla oyunun önünde eğilebilirsiniz.</p>
<p>&#8220;Teknolojinin evrimi, korkunun evrimini hızlandırdığında&#8221; başlığıyla yazıya başlamamın nedeni ilk Silent Hill oyunundan sonraki yapımların dönemin gelişmiş platformlarında, yani Sony Playstation 2 ve ilk Xbox dahil PC’de de karşımıza çıkmasıdır. Yıl 2001’dir ve teknoloji ilerlemiştir, dolayısıyla Silent Hill 2 daha korkunç görsellerle, ses efektleri ve teknik olanaklar ile oyun endüstrisine bomba gibi düşmüştür. Silent Hill 2’nin hikayesi ilk oyundan bağımsızdı. Sadece Silent Hill’de geçiyordu. İlk oyunda Tolluca Lake’in (Toluka Nehri) ardında göremediğimiz birçok yeri görme fırsatımız olmuştu. Hikayemiz karısını kaybetmiş bir adamın, James Sunderland’in üç yıl önce kaybettiği karısı Mary’den aldığı &#8220;Silent Hill&#8221; deki &#8220;Özel yerimizde buluşalım!&#8221; mektubuyla başlıyor. Derhal olay yerine gelen James, başına gelen ilginç deneyimin benzerlerinin başkalarının da başına geldiğini anlar. Kasabaya adımımızı attıktan kısa süre sonra annesini arayan genç bir kadın olan Angela ile tanışırız. Ardından benzer şekilde başka birini arayan Eddie ile tanışıyoruz. Her iki karakter de bize kasabayı terk etmemizi söyleyip duruyor. Oyunun hikayesi yine ilgi çekiciydi ve ilk oyunda bahsedilen efsanevi &#8220;Piramid Kafa&#8221; karakteriyle ilk defa Silent Hill 2’de karşılaşıyorduk. Grafiksel anlamda gördüklerimiz çok etkileyiciydi ve atmosfer yine karanlık, bolca sisli ortamlarla bizi boğmaya çalışan bir yapıda ilerliyordu ilk oyun gibi.</p>
<p><span style="color: #ff6600;">Hikaye Örgüsünün Bağlanışı<br />
</span></strong></div>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><strong><img src="http://img2.blogcu.com/images/o/y/u/oyuntanitimlari/1_4.jpg" alt="" /></strong></p>
<div><strong><br />
İlk Silent Hill’deki tüm soru işaretlerini aklımızdan silmişti Silent Hill 3. Oynadığımız ana karakterin (Heather Morris) gerçekte kim olduğunu, ilk oyundaki Harry Mason’ın (Cheryl Mason’ ın babası) akıbetini ve Silent Hill’deki bir sürü ayrıntının iç yüzü ortaya dökülmüştü. 2003 yapımı olan Silent Hill 3, genel grafik yapısı ve karakter seçimleriyle de şimdiye kadar yapılmış en iyi oyunlardan biridir halen. Silent Hill 3’ün önceki oyunlara nazaran daha fazla şiddet içerdiğini belirtebiliriz. Bir de daha önce hiçbir video oyununda, tanrının varlığı bu kadar gözler önünde işlenmemişti. Oyunun sonundaki kilise sahnelerinde ana karakterimizin tanrıyı yenmek için kalbini kusarak yemesi, Silent Hill 3’ün şiddet sahnelerinin ne kadar özenle yapıldığının küçük bir göstergesi gibiydi adeta. Oyun Sony Playstation 2 ve PC platformlarına çıktı, Xbox’ a gelmedi.</strong></div>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #cccccc; font-family: 'trebuchet ms',helvetica,arial,sans-serif; font-size: 12px; text-align: left;"></p>
<div>
<p style="margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;"><span style="color: #c0c0c0;"><strong>Silent Hill 4: The Room, Sony Playstation 2, PC ve Xbox platformlarına Japonya’da 2004 Haziran’nın da çıkmıştı. Önceki Silent Hill oyunlarına nazaran Silent Hill 4, Amerika’nın güney Ashfield bölgesinde geçiyordu. Hikaye örgüsü apartman dairesinde hapsolmuş Henry Townshend’ın etrafında şekilleniyordu. Oyun FPS modunda oynanışa izin veren ilk Silent Hill oyunu olmuştur. Grafiksel anlamda diğer Silent Hill oyunlarından farklı bir görselliğe sahipti. Oynanışa getirilen olumlu yenilikler olsa da oyun fazla orijinal ve Silent Hill elementlerinin dışına çıkmaya fazla meyilli olduğundan satışlarda akranları kadar başarılı olamamıştı.</p>
<p><span style="color: #ff6600;">Yeni Bir Çağ Başlıyor<br />
</span><br />
Yeni jenerasyon oyun konsolları Sony Playstation 3 ve Xbox 360 platformlarına çıkacak ilk Silent Hill oyunu olacak olan Silent Hill: Homecoming, önceki oyunlardan tanıdığımız ekibin (Team Silent) yerine geçen bir Amerikan firması tarafından yapılıyor. Firmanın adı The Collective. 1997 yılında California’nın Newport sahilinde kurulan şirket birkaç film oyunu, televizyon şovunun yapımında çalışmış. Bunların arasında Indiana Jones and the Emperor’s Tomb, The Da Vinci Code, Star Wars 3: Revenge of the Sith gibi yapımlar var. Silent Hill: Homecoming için çalıştıkları ve kendilerini kanıtlama fırsatı bulabilecekleri en büyük yapımları diyebiliriz. Böyle büyük bir markanın altına ellerini atabilme cesaretini göstermiş olmaları, yayınlanan görüntülere de baktığımızda oyunun eski ruhunu kaybetme olasılığını bir nebze de olsa ortadan kaldırıyor. Oyunun güncel çıkış tarihi 2008’in Eylül ayı. Umarız zamanında çıkarabilirler oyunu.</p>
<p>Yapımına 2004 yılında Shadows of the Past adıyla başlanan Silent Hill: Homecoming’in hikayesi, görevden dönen 22 yaşındaki gazi asker Alex Shepherd üzerine kurulu. Yaşadığı onca zorluktan sonra eve dönen Alex, babası ve erkek kardeşinin (Joshua Shepherd) ortadan kaybolduğunu anlar. Kimliklerinin çocukluğunu geçirdiği Silent Hill kasabasında olduğunu öğrenmesiyle kendimizi yine o lanetli korkunç kasabada bulacağız. Oyundaki diğer karakterlerden bahsetmemiz gerekirse mesleğinin ne olduğu henüz açıklanmayan 22 yaşındaki Elle, Alex’ in uzun yıllardır arkadaşı. Karakter Silent Hill 2’den tanıdığımız Mary’nin bir kopyası adeta. Elle’yi yapay zekanın ya da bizim kontrol edip etmeyeceğimiz henüz açıklanmadı. Kimliği açıklanan karakterlerden sonuncusuysa Alex’in küçük erkek kardeşi olan Joshua. Oyun hakkında yayınlanan Trailer’larda Joshua’nın peşinden kanıt toplayan Alex’i görüyoruz. Alex’ten sürekli kaçan Joshua’nın ilginç davranışlarının ardında yatanları oyunun ilerleyen bölümlerinde öğreneceğiz. Bunun dışında Alex ve Joshua’nın annesi ve babası hakkında da maalesef henüz kesin bir detay yok. Trailer’larda gördüğümüz kadarıyla oyunda kullanılan silahlar şimdilik bir bıçak, demir boru ve tabanca.<span> </span></p>
<p>Grafiklerin yeni jenerasyonun nimetlerinden faydalandığını söyleyebiliriz. Karakter modellemeleri ile animasyonları ve mekan tasarımları, yapım aşamasındaki bir oyuna göre oldukça tatminkar. Ancak üzerinde çalışılması gereken ufak detaylar var. Örneğin karakterlerin ağız hareketleri çıkardıkları seslerden önce tepki veriyor videolarda. Birkaç ufak ara sahneden oyuna geçiş bug’ı mevcut. Eylül ayına kadar bu gibi ufak hataların düzeltileceğini düşünüyoruz. Bunun dışında Silent Hill 4 faciasından sonra yeni Silent Hill: Homecoming, Silent Hill ateşinizi söndürmek için tüm ihtişamıyla geri geliyor.</strong></span></p>
</div>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/silent-hill-homecoming-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aliens vs. Predator</title>
		<link>http://www.demooyun.net/aliens-vs-predator/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/aliens-vs-predator/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 20:34:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Aliens vs. Predator]]></category>
		<category><![CDATA[Aliens vs. Predator oyun incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Aliens vs. Predator oyun tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Aliens vs. Predator pc oyunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[
Sorumsuzluk, insanların yeni kaynaklar ve yaşam alanları bulmasına sebep teşkil ediyor. Düşüncesizliklerin yanı sıra, sürekli rekabetçiliğin ön plana atılması ve bencillik duygusu, aynı havayı solumalarına rağmen farklı türlerdeki vahşi hayvanların mücadelelerine benzer. İnsan beyni, aslında ilkeldir. İnanılmaz şeyler keşfediyoruz, ama sadece orada kalıyoruz. Sonrasını düşünmek, buna göre önlemler almak, ne yazık ki kötü şeyleri yaşamadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.videogamesblogger.com/wp-content/uploads/2009/02/avp1-aliens-vs-predator-pc-boxart.jpg" alt="" /></p>
<p>Sorumsuzluk, insanların yeni kaynaklar ve yaşam alanları bulmasına sebep teşkil ediyor. Düşüncesizliklerin yanı sıra, sürekli rekabetçiliğin ön plana atılması ve bencillik duygusu, aynı havayı solumalarına rağmen farklı türlerdeki vahşi hayvanların mücadelelerine benzer. İnsan beyni, aslında ilkeldir. İnanılmaz şeyler keşfediyoruz, ama sadece orada kalıyoruz. Sonrasını düşünmek, buna göre önlemler almak, ne yazık ki kötü şeyleri yaşamadan aklımıza gelmiyor. Bu da bizi her defasında kaybeden konumuna getiriyor ve kaynaklarımızla beraber neslimizin de sonunu hazırlıyoruz.</p>
<p><span id="more-335"></span></p>
<p>Gelişen teknoloji ve askeri güç, insanlığı uzayda dünya dışındaki gezegenlerde de koloniler kurmaya sevk ediyor. Yeni kaynakların bulunması tabii ki önemli. Bu amaçla yürütülen çalışmalar esnasında gizemli bir piramit keşfediliyor ve arkeolojik çalışmalara yeni bir boyut kazandırılıyor. İnsan ırkı, aslında farkında olmadan belanın inine çomak sokmaktadır. Zira Alien ırkının ortaya çıkması, her canlı için büyük tehlike demek. Bu durumdan en çok rahatsız olanlar ise, savaşçı Predator kabilesi&#8230;</p>
<p>Aliens vs Predator&#8217;ün (AvP) senaryosu, üç farklı koldan ilerliyor. Dolayısıyla üç farklı karakteri yöneterek, onların gözünden serüvene dahil oluyoruz. Bir kurtarıcıyken, düşmana ya da av konumundaki zavallı canlıya dönüşebiliyoruz. Tüm farklılıklar, bölümler ilerledikçe azalıyor ve ana hatlar ortaya çıkıyor.</p>
<p>İyi bir asker, hayatta kalmayı başarabilendir<br />
Öncelikle askerlerle başlayalım. Hemen belirtmekte yarar var ki insanlar, Predator ve Alien’lara karşı zayıflar. Zaten olması gereken de bu, ama bu açıklarımızı silah ve bazı ekipmanlarımızla kapatmaya çalışıyoruz. Artık kullanılmayan tesislerde bilgi toplayarak ve temizlik yaparak ilerliyoruz. Nereden geleceğini kestiremediğimiz düşmanlarımız için en azından bir radara sahibiz. Böylelikle tehlikeye yaklaştıkça, bize sunduğu sinyal sıklığı da artıyor. Üzerimizde 2 silah taşıyabiliyoruz. Yaratıklara karşı tek savunma aracımız bunlar. Ek olarak lambamız var. Böylelikle karanlık koridorlarda rahatlıkla ilerleyebiliyoruz. Beta itibariyle vuruş hissini ve özellikle ana silahımız M41A/2 Pulse tüfeği’nin sesini pek beğenmemiştim. Tam sürümde de değişiklik göremedim.<br />
Oyunun gerilim yönünü, Marine’i kontrol ettiğimiz görevlerde hissediyoruz. Genellikle karanlık ve dar koridorlar, buna en büyük etkenler. Hasar aldığımızda, etraftan bulabileceğimiz sağlık paketleri imdadımıza yetişiyor. Aynı zamanda cephaneyi de tutumlu kullanmalıyız. Her ikisini de hologram göstergeler sayesinde kolaylıkla fark edebiliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/aliens-vs-predator/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cursed Mountain (PC)</title>
		<link>http://www.demooyun.net/cursed-mountain-pc/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/cursed-mountain-pc/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 20:04:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Cursed Mountain demo]]></category>
		<category><![CDATA[Cursed Mountain incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cursed Mountain oyun inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Cursed Mountain tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[Cursed Mountain (PC) Oyunu : 
Çoğumuz korku oyunlarındaki kalite düşüklüğünün farkındayız. Son yıllarda Dead Space hariç, insanı derinden etkileyen bir yapımla karşılaşmadık. Resident Evil’ın giderek aksiyon oyununa dönüşmesi, Silent Hill’in ilk üç serideki başarıyı yakalayamaması, Alone in The Dark, Saw ve Jericho gibi yapımların beklentilerin altında kalması, bu türü sevenlerin ortak noktada buluştuğu konuydu. Fatal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cursed Mountain (PC) Oyunu : </p>
<p>Çoğumuz korku oyunlarındaki kalite düşüklüğünün farkındayız. Son yıllarda Dead Space hariç, insanı derinden etkileyen bir yapımla karşılaşmadık. Resident Evil’ın giderek aksiyon oyununa dönüşmesi, Silent Hill’in ilk üç serideki başarıyı yakalayamaması, Alone in The Dark, Saw ve Jericho gibi yapımların beklentilerin altında kalması, bu türü sevenlerin ortak noktada buluştuğu konuydu. Fatal Frame’yi ayrı kategoride tutuyorum, bu oyun çizgisini koruyor. Şahsım olarak konuşacak olursam; asla unutamadığım Parasite Eve gibi bir yapımın devam etmesini çok isterdim. PSP için gelecekti, ama hâlâ ses seda yok.</p>
<p>Bizim konumuz, daha önce Wii için piyasaya çıkan Cursed Mountain adlı yapım. Açıkçası, PC için bu oyunu çıkaracaklarını tahmin etmiyordum. Eğer oyunun ön incelemesini sitemizden ya da başka kaynaklardan okuduysanız, Himalayalarda geçen bu macera dikkatinizi çekmiştir. Yapım gerek konusu, gerekse korku türünü uzak doğu ritüelleri ve büyüleri ile birleştirmesi bakımından öne çıkıyor. En heyecanlısı da, maceranın çoğunlukla dünyanın çatısını oluşturan Himalayalarda geçmesi.</p>
<p>Himalayaların Gizemi<br />
Cursed Mountain, dağcı iki kardeşin hikâyesini konu alıyor. Yıl 1980. Frank Bennett, Himalayalara doğru yola çıkar. Bu yolculuk, ondan haber alınamamasıyla tam bir trajediye dönüşmüştür. Frank niçin bu yolculuğa çıkmıştır, tırmanış sırasında başına ne geldi, kimlerle karşılaştı? Abisi Eric, işte bu sorulara yanıt bulmak için kardeşinin peşinden gitmeye karar verir. Frank’in kaybolduğu dağ, lanetlidir. Kaynağı belirsiz (oyunun sonunda öğreniyoruz) bir lanet sonucu ölen köylü ve dağcıların ruhu, öbür tarafa geçememiş ve dünya ile ahiret arasında sıkışıp kalmıştır. Lanetin etkisiyle hepsi, potansiyel bir tehlike oluşturmaktadır. Oyun boyunca, sık sık bu lanetli ruhları yok edebilmek için uğraşmak zorunda kalacağız. </p>
<p>Oyunumuz TPS bakış açısına sahip. Kamera çoğunlukla yönettiğimiz karakteri arkadan takip etse de, bazı durumlarda sabit açılara geçiyor. Eğer Ctrl tuşuna basarsanız etrafı daha iyi izleyebilirsiniz. Bu şekilde karakterimiz iyice kenara çekilip, FPS moduna geçiyor. Dağda ilerlerken geçtiğimiz yerleri görmek size ilginç gelebilir. Yapımın dikkatleri çeken diğer bir noktası, dondurucu sert rüzgârlar ve tipi gibi hava koşullarının olması. Uğuldayan sert rüzgâr sesi arka fondan sürekli yankılanıyor. Özellikle son bölümde dağın zirvesine tırmanışımızda tipi ve rüzgâr bizi yalnız bırakmayacak. Üstelik rüzgâr o kadar sert esiyor ki, ilerlemekte güçlük çekiyoruz. Sakin başlayan yolculuğumuz Tibet köylerinden geçerek dağın zirvesinde son bulacak. Ancak zirveye bayrak dikmek o kadar kolay değil. Oyunun hikâye anlatımı el çizimi flashback’lerle desteklenmiş. Zaten hikâye, insanı baştan içine alıyor ve oyunun sonunu görmek için dayanılmaz bir cazibe oluşturuyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/cursed-mountain-pc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Lord of the Rings: Conquest</title>
		<link>http://www.demooyun.net/the-lord-of-the-rings-conquest/</link>
		<comments>http://www.demooyun.net/the-lord-of-the-rings-conquest/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 20:35:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oyun Tanıtımları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.demooyun.net/?p=179</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıma Yüzüklerin  Efendisi&#8217;nin ve Profesör Tolkien&#8217;in edebiyat dünyasındaki yerini  anlatacak birkaç satırla başlamak istiyordum. Ancak Lord of the Rings  Conquest ile birlikte bu önemli bilgilerin yan yana durması anlamsız  olacaktı. Bir kez daha ne bekliyorduk ne bulduk oyunlarından biriyle  karşı karşıyayız. Ama hemen gözünüz korkmasın, oynayanlar Gollum olmuyor  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.trgamer.com/img/022009/lotrconquest_pc/i1.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" align="left" />Bu yazıma Yüzüklerin  Efendisi&#8217;nin ve Profesör Tolkien&#8217;in edebiyat dünyasındaki yerini  anlatacak birkaç satırla başlamak istiyordum. Ancak Lord of the Rings  Conquest ile birlikte bu önemli bilgilerin yan yana durması anlamsız  olacaktı. Bir kez daha ne bekliyorduk ne bulduk oyunlarından biriyle  karşı karşıyayız. Ama hemen gözünüz korkmasın, oynayanlar Gollum olmuyor  belki ama sinirden Gölge Diyarlarına geçebiliyor. Biraz geçmişi  hatırlarsak Pandemic firması, Star Wars için Battlefield&#8217;den esinleme  iki oyun yapmıştı. Bu oyunlar multiplayer (çoklu oyuncu) tabanlıydı ama  aynı zamanda hem oyunu öğretme hem de fanatikleri tatmin etmek için  ilginç singleplayer (tekli oyuncu) bölümlerine sahipti. Özellikle  firmanın ilk Battlefront sonrası, eleştirilere kulak açıp ve dersine iyi  çalışıp geliştirdiği Battlefront 2 örneği az rastlanır şekilde,  ilkinden daha iyi olan devam oyunları arasında yer aldı. Evet, kusursuz  değildi ama bir yanda evrenden ünlü karakterler öbür yanda ise tüm  şiddetiyle süren bir savaş her fanatiğin rüyasıydı. Özellikle  rüyalarında bile görmeye cüret edemeyecekleri bir sürpriz multiplayer  nedir bilmeyen oyuncuları bile kendini çekti. İmparatorluğun gururu,  Darth Vader&#8217;ın Yumruğu 501. Lejyon ile birlikte   up uzun bir singleplayer macerasına atılıyorduk. Üstelik bu tekli oyuncu  modu sadece çoklu oyuncu kısmı için eğitim olsun diye yapılmamıştı. Tek  başına bir oyun gibiydi. Şimdi niye Yüzüklerin Efendisi yazısında Star  Wars�dan bahsettiğime gelince. Firmanın BF2 ile kaldırdığı çıta, yine  bizzat aynı eller tarafından çok aşağıya indirilmiş&#8230;</p>
<p><span id="more-179"></span></p>
<p><img src="http://www.trgamer.com/img/022009/lotrconquest_pc/i2.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>Aslında, bir filmin oyununu yapmak firmalar için  büyük bir nimet. Nasılsa adından dolayı satışı garantiledikleri için  fazla uğraşmadan oyunları piyasaya sürüyorlar. Bu da oyuncular arasında  bir deyimin doğmasına neden oldu. Eminim herkes bir kez bu lafı  duymuştur, &#8216;Film oyunları kötü olur&#8217;. Çok iyi örnekler olsa da genelde  pazarlama mantığı yüzünden kötü gözüküyorlar. Conquest&#8217;in adı ilk  açıklandığı zaman eminim her Yüzüklerin Efendisi sever heyecanlanmıştır.  Çünkü tamamı savaşlar üzerine kurulu bir eseri ünlü Battlefield  motoruyla oynamak müthiş bir tecrübe olacaktı. Ancak yanlış stratejiler  yüzünden, sadece acı bir tecrübe oldu. Peki oyunu bu kadar can sıkıcı  yapan şey nedir? Tabii ki eksiklikleri ve bu evreni oyuna uyarlarken  çıkacak sorunları yeterince pratik çözümler bulamamaları. Sanırım şoka  girmemeniz için yeterince ön hazırlık yaptım. Oyun gayet etkileyici bir  reklam logosuyla başlıyor. Pandemic kendisi için kısa ama gayet dinamik  ve eğlenceli bir video hazırlamış. Hata bu videoyla uğraşmaktan oyuna  vakit ayıramamışlar mı diye düşündüm. Bu reklamlar bittikten sonra  müthiş bir giriş ekranı bizi bekliyor. Hafif sisli bir ortam içerisinde  taşa saplanmış Anduril ve onun üzerine zincirle aşağıya sarkan Tek  Yüzük. Her iki tarafında en büyük simgeleri olan bu eşyalar beklentileri  daha da artırıyor.<strong>Orta Dünya�nın kaderi bize mi bağlı?</strong></p>
<p>Oyun  iki ana moda sahip, birincisi bir hikayeyi oynadığımız Conquest modu.  Bu mod hem tek kişilik hem de co-op olarak çoklu oyuncuyla  oynanabiliyor. Ama akıl sağlığı için çoklu oyuncuyla oynamayı tavsiye  ederim. Diğer mod ise haritaları seçip istediğimiz bölümü oynadığımız  Instant Action kısmı. İncelemeye ilk önce Conquest modunda başlıyacağım.  Çünkü bir çok oyuncuyu ilgilendiren single player oyun bu kısım oluyor.  Conquest iki parçaya bölünmüş. Hem War of Ring başlığı altında iyilerle  oynuyoruz hem de Rise of the Sauron olarak kötülerle. Oyun ilk başta  sadece War of the Ring&#8217;i oynatıyor. Eğer senaryoyu ilk başından görmek  istiyorsanız, Training (eğitim) bölümünden başlayın. Böylece hem  karakterlerin nasıl kontrol edileceğini görüyoruz hem de Sauron&#8217;un  yenildiği ve yüzüğü kaybettiği Son İttifak savaşını görüyoruz. War of  the Ring ise Miğfer Dibi savaşıyla başlıyor. Her ırk için seçilebilir  dört tane karakter var. Bunlar, savaşçı, okçu, büyücü ve öncü birlikler.  Hepsinin de kendine göre artıları ve eksileri var. Savaşçı tam bir ölüm  makinesi, önüne geleni biçerek ilerlemek ve aynı anda çoklu düşmanları  öldürmek için bol bol kombosu var. Alevli kılıç özelliği sayesinde  düşmana daha çok hasar verebiliyor. Ayrıca yanında taşıdığı ufak  baltasını fırlatıp, rakiplerini sersemletiyor ya da öldürüyor. Yol açmak  için ideal bir sınıf. Okçu ise uzaktan müthiş derece de etkili olduğu  için iyi bir tercih. Zehirli ve alevli ok fırlatabiliyor. Aynı zamanda  bir Legolas�dan özenip özel hareket olarak birkaç oku tek seferde  atabiliyor. Uzaktan etkili olduğu kadar yakında ise tam anlamıyla  savunmasız değil. Düşmanlara tekme atıp bir süreliğine etkisiz hale  getiriyor. Ancak yine yakına geldiğinizde birkaç darbede işleri bitiyor.  Öncüler ise görünmez olma özelliğine sahip. Düşmanın içine sızma, ya da  bir şeyi çalıp gerekli noktaya götürmek için ideal. İki bıçakla  dövüşüyor, görünmez olduğu zamanda, düşmanı sırtından bıçaklayıp tek  vuruşla öldürebiliyor. Ayrıca hızlı ve çevik bir dövüş özelliğine sahip.  Rakibe bomba atabiliyorlar. Büyücüyü ise özellikle en sona sakladım,  oyunun en büyük artılarından birisi. Her ne kadar Orta Dünya konseptine  ters olsalar da. Oynaması en zevkli ve farklı sınıf olmuş. Büyücüler  kendilerini ve takım arkadaşlarını iyileştirebiliyorlar. Düşmana uzaktan  yıldırım atıyorlar, alev topu fırlatıyor. Ya da asasını yere vurup  etraflarında bir şok dalgası oluşturabiliyorlar. Ayrıca, enerji  kalkanları sayesinde uzaktan gelen her türlü saldırıya karşı korumaları  var. Ancak bu kalkanın içine girip yakın dövüşle öldürebiliyorlar. Yine  de yakın dövüşte aciz değiller, asalarıyla eşek sudan gelinceye kadar  düşmana sopa atabiliyorlar&#8230;</p>
<p><img src="http://www.trgamer.com/img/022009/lotrconquest_pc/i3.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>Conquest modunda her bölümden önce, niye orada  savaştığımızı anlatan ve filmlerdeki görüntülerden oluşan birer video  izliyoruz. Bu videolar Hugo Weaving ya da Elf adıyla Elrond tarafından  seslendiriliyor. Ancak adamcağızın kafasına silah filan mı dayamışlar  bilmiyorum çünkü çok isteksizce mümkün olduğunca tonlamalardan kaçınan  bir seslendirme yapmış. Bu giriş videolarındaki montaj kurgusu müthiş  olmuş. Keşke bu yeteneklerini bölümlerin içindeki kurgularda da  gösterselerdi. Miğfer Dibin&#8217;de savaşıyoruz ancak pek bir zevk  alamıyoruz. Çünkü filmde gördüğümüz o kıran kırana savaştan eser yok.  Tek kişilik, oyuncu modunda bizden tek istenen, burayı ele geçir, şu  kadar adam öldür, su şeyi çal buraya getir, o adamı katlet gibi memur  işi şeyler. Bir de nereden geldiği belirli olmayan duygusuz bir ses  sürekli bize emir veriyor. Battlefront&#8217;da telsiz sayesinde duyduğumuz bu  sesleri yapımcılar burada da kullanmak istemiş. Ancak Orta Dünyadaki  askerlerin miğferlerinin içinde telsiz olduğunu hiç sanmıyorum.  Etraftaki yapay dövüş ortamında istenilen görevleri yapmak için  sırasıyla oyunun sunduğu sınıfları kullanıyoruz. Yapımcılar sürpriz  yapmış, hangi sınıfın ne için kullanılması gerektiğini söylememiş. Bu  gizemleri çözdükten sonra bölümleri hemen bitirilebiliyor. Eğer  çözemezsek, üst üste ölüp hemen başarısız oluyoruz. Ölmek derken,  Battlefront�da olduğu gibi adam sayımızın düşmesi gibi bir durum yok.  Onun yerine eski usul hak sistemine geçilmiş. Yani yönettiğimiz karakter  4-5 kez ölürse bölüm başarısız sayılıyor. Bazı bölümler kendi içlerinde  3-4 ufak bölümden oluştuğu için bu yeni yöntem sinir bozucu. Çünkü tek  save noktası, bölümün başı bir de sonu. Bölüm sonu işimize yaramayacağı  için tek kullanacağımız yer bölümün başı oluyor. Kısacası 15 dakika  uğraştıktan sonra, tam bölüm bitmek üzereyken tüm haklarımızı  bitirirsek, oyun ceza olarak ömrümüzden 15 dakika daha çalıyor. Üstelik  ölmek sadece bizim kötü oyunculuğumuzdan da kaynaklanmıyor. Garip  hatalar ve oyunun özellikleri nedeniyle, saçma sapan şekilde  ölebiliyoruz. Özellikle sırf kılıç dövüşü üzerine kurulu bir oyun  olmasına rağmen, Conquest dövüş alırken rakibe isabet ettirme konusunda  çok başarısız. Rakiple dövüşürken bazen onu ıskalayıp boş yere artistlik  kombolar yapabiliyoruz. Tabii yapımcılar, sistemlerini aynı anda 10  kişiyle dövüşmek için geliştirdikleri için bire bir düellolara önem  vermemişler. Ayrıca köprü ve benzeri yerlerde dövüşürken, karakterimizin  bireysel hareketleri yüzünden aşağıya düşebiliyoruz. Üstelik çalma  görevlerinden birini yapıyorsak, eşya da bizimle birlikte düşüyor ve  alınamaz oluyor&#8230;</p>
<p>Her bölümde bir yerden sonra oyun bize  kahraman seçmek ister misiniz diye soruyor. İyilerin oynayabileceğimiz  kahramanları, Aragorn, Gandalf, Frodo, Gimli, Legolas, Faramir, Eowyn ve  İsuldur. Anlaşılan telif hakları ya da kahraman sisteminin sınırlı  olmasından dolayı bu kahramanlar kullanılmış. Zaten sadece Vigo  Mortinson&#8217;ın Aragorn olarak sesini duyuyoruz. Hero sistemini yine  Battlefront&#8217;a göre düşündükleri için çuvallamışlar. Star Wars&#8217;daki  kahramanlar yani Jedi ve Sith&#8217;ler ölümsüz değiller. Ancak Yüzüklerin  Efendisi&#8217;nde ölümsüz ve yenilmez karakterler var. Oyunun kendine has bir  hatası ya da özelliği yüzünden, bir kere yere düştük mü savunmasız hale  geliyoruz ve karşı taraf saldırısını kesmezse direk ölüyoruz.  Kahramanlar dikkatli kullanılmazsa, gelmeleriyle gitmeleri bir oluyor.  Birkaç çapulcuya yem oluyorlar. Ancak özellikle Gandalf ve Aragorn&#8217;u  kullanmak gerçekten büyük bir zevk. Aragorn neredeyse oyunun en güçlü  kahramanı olmuş. Tekrar senaryoya dönersek, Miğfer Dibi bittikten sonra  bir sonraki bölüme geçiyoruz. Ancak o da ne? Oyunun yapımcılarına  Tolkien&#8217;in senaryosu az gelmiş ya da yetmemiş ki onlar kafalarına göre  yen bir kurgu eklemişler. Bir anda yolumuz tekrar Moria madenlerine  düşüyor. Gimli komutasındaki iyi adamlar, madenleri temizlemeye  gelmişler. Etrafta temizlik yaptıktan sonra bir bakıyoruz, Balrog  ölümden dönmüş. Böylece oyun sayesinde yeni bir bilgi daha öğreniyoruz.  Bu manzara karşısında, Gandalf &#8220;Ben seni öldürmedim mi? Gerekirse tekrar  öldürürüm..&#8221; diye Balrog&#8217;a saldırıyor. Sadece multiplayerdaki haritayı  tanıtmak için yapılan bu bölümü atladıktan sonra Isangard&#8217;a  saldırıyoruz. Bu bölümde Ent&#8217;leri kontrol edebilmek büyük bir zevk ve  kesinlikle oyunun artısı. Özellikle bölümün sonunda, Gandalf olup  Saruman ile düello yapmanın zevki bambaşka. Anlatılması gereken bir  başka bölüm ise Pelennor çayırları. Burada istersek at kullanabiliyoruz.  Burada savaş ortamı biraz daha gerçekçi. Legolas olup Fülleri  öldürmemiz gereken bir kısım var. Bunun içinde Füllerin ayaklarından  tırmanmamız lazım. Ancak bu hayvanların ayaklarına deydiğimiz an  ölüyoruz. Üstelimiz bizi ezmedikleri halde ölüyoruz. Eğer çıkmayı  başarırsak, ekranda çıkan tuşlara sırayla basmak yeterli oluyor. Bölümün  sonunda ise Eowyn ile Witch King&#8217;in düellosu var. Bu zafer sonucu  karakterlerimiz gaza gelip, Minas Morgul&#8217;e saldırıyorlar. Araragorn&#8217;u  kullanmasak tamamıyla uydurma bu savaşın savunulacak noktası yok. Öyle  böyle derken, gayet özensiz olan iyilerin görevleri de bitiyor&#8230;</p>
<p><img src="http://www.trgamer.com/img/022009/lotrconquest_pc/i4.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><strong>Kötüye bir şey olmaz</strong></p>
<p>Bu  şok etkisinden sonra, Rise of the Sauron bölümü açılıyor. Bu tamamıyla  oyunun yapımcıları tarafından yazılmış özgün bir senaryo. Ancak şunu  söyleyebilirim ki, tüm oyun aslında kötüler için yapılmış gibi duruyor.  Frodo&#8217;nun Hüküm Dağında yüzüğü takmasıyla birlikte senaryo başlıyor.  Bunun üzerine Sauron tüm Nazgul&#8217;lara emir veriyor ve sadık hizmetkarları  Frodo&#8217;yu öldürüp yüzüğü öldürmek için yolla çıkıyorlar. İlk bölüm Hüküm  Dağında geçiyor, sadece Nazgulları kontrol ediyoruz. Ancak nedense  Orc&#8217;lar isyan etmiş. Bizde Frodo&#8217;ya ulaşmak ve Witch King&#8217;i tekrar  dirilmek için önümüze geleni öldürerek ilerliyoruz. Bu bölüm sayesinde  Yüzüklerin Efendisi literatürüne yeni şeyler ekleniyor. Bunlardan  birisi, dandik Orc&#8217;ların Nazgullerinden daha güçlü olduğu. Diğeri ise  kılıçla savunma pozisyonuna geçince Nazgul çığlığının etkisiz olduğu. Bu  bölümü delirmeden bitirdikten sonra, çok yaratıcı bir senaryoyu  oynuyoruz. Sauron yüzüğü ele geçiriyor ve Orta Dünyayı fethetmeye  başlıyor. Ara videoların kurguları o kadar iyi ki, aslında hiç olmayan  sahneler sanki filmde varmış gibi duruyor. Ayrıca Hugo Weaving nedense  bu bölümlerde daha heyecanlı ve istekli bir seslendirme yapmış.  Sauron�un gizli ajanı mıdır nedir? Rise of the Sauron bölümlerinin en  büyük özelliği, hikaye yaratıcı bir bakış açısından bakmamız ayrıca  kötülerin gücünü tecrübe etmemiz. Daha önce bir tek Battle For Middle  Earth�de kötüleri kumanda edebildik. Ancak aksiyon ve dövüş temalı  Yüzüklerin Efendisi oyunlarında hep iyileri kullandık. Orta Dünya da  kötü olmak gerçekten çok zevkli oluyor. En önemlisi ise, Balrog, Troll  ve Fül kontrol edebilmemiz. Özellikle Multiplayer oynarken,  arkadaşlarınızı Fül ile ezmek ya da Balrog ile bronzlaştırmak çok zevkli  oluyor. Neredeyse yenilmez olan Balrog ile katliam yapmanın zevki  bambaşka. Rise of the Sauron�da tüm iyi kahramanları tek tek doğruyoruz.  Sauron�un Ağzı, Saruman, Grima, Nazgul, Witch King, Balrog ve Bizzat  Sauron�un kendisi bu ırk altında yönetebileceğimiz kahramanlar. Ancak  Sauron hayal kırıklığı olmuş. Tek Yüzüğü ele geçirmiş Sauron�un yenilmez  olması gerekirken, çok kolay şekilde öldürülebiliyor. Zaten bölümün en  sonunda çıkan Sauron&#8217;u bari yenilmez yapsalardı böylece gücünün tadını  alsaydık&#8230;</p>
<p>Rivendell düştükten sonra, oyunun beklide en müthiş  bölümüyle kötülerin senaryosu bitiyor. Kara Lord öfkesini Shire&#8217;ın  üzerine püskürtüyor. Bu bölümde Hobitleri katlediyoruz. Bir yandan  etrafta Nazguller uçuyor, öte yandan Ağaçsakal yönetimindeki Ent&#8217;ler  Hobitleri kolluyorlar. Bir süre sonra bu bölümde Balrog&#8217;u kontrol  edebiliyoruz. Yenilmez Balrog ile Ağaçsakal ve Entlerini çıra haline  getirdikten sonra büyük finalin zamanı geliyor. Herhalde her Yüzüklerin  Efendisinin fanatiğinin merak ettiği sorunun cevabını alıyoruz. Ak  büyücü Gandalf ile Kara Lord Sauron�un düellosuyla birlikte Conquest&#8217;e  son noktayı koyuyoruz. Artık tüm Orta Dünya karanlığa ve Sauron&#8217;un zalim  yönetimine teslim.</p>
<p><img src="http://www.trgamer.com/img/022009/lotrconquest_pc/i5.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>Instant Action&#8217;dan bahsetmek gerekirse,  Battlefront&#8217;da olduğu gibi sırasıyla birçok bölüm seçebiliyoruz. Bu oyun  modunda farklı bölümler bulunuyor. Haritadaki belirli noktaları ele  geçirip en üst puana ulaşılmaya çalışılan Conquest modu. Kırk yıllık  Capture the Flag&#8217;in yüzüklü versiyonu Capture the Ring. Takımların bir  birine girip daha fazla adam öldürmeye çalıştığı Team Deathmatch. Ve en  ilginci sadece kahramanların amaçsızca bir birine saldırdlıığı Hero  Deathmatch. Grafiklere gelecek olursak, fena değiller. Ne çok  abartılılar ne de kalitesizler. Ancak yer yer grafik hataları karşımıza  çıkıyor. Bazı oyuncuların yüzleri bire bir modellenmişken, bazıları ise  sanki sokaktan geçen benzerleri baz alınarak yapılmış gibiler. Oyunda  genelde filmde duyduğumuz müzikler kullanılmış. Ancak taş gediğine  oturmadığı için o kadarda gaza getirmiyorlar. Sesler ise, artık EA ve  New Line&#8217;ın LOTR oyunlarına önem vermediğinin kanıtı gibi. Sauron&#8217;un  sesi bile tekrar dublajlanmış. Kısacası, Pandemic&#8217;in Battlefront  oyunlarından sonra herkesi beklentisi yüksekti. Ancak firma bu  beklentileri karşılayamamış. Bunda EA&#8217;nin de payı olduğu ortada. Oyunu  ertelememek için yarım yamalak tamamlanıp hızlıca üretime geçildiği çok  belli. Ancak Pandemic bu oyundaki hatalarından ders alırsa, daha iyi bir  single player ile birlikte devam oyununda büyük başarılar elde edeceği  ortada. Oyunda Patchlerle biraz daha stabil hale getirebilir. Son söz  olarak Multiplayer olarak oynamak isteyenler deneyebilirler. Eğer Sauron  ve kötü adamların hayranıysanız mutlaka bu oyunu deneyin. Ancak sadece  single player oynamak için oyunu almak isteyenler ve Yüzüklerin Efendisi  fanları Conquest&#8217;den uzak dursunlar. Eminim sinirlenip ömürlerini  kısaltmaktan yapacak daha iyi işleri vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.demooyun.net/the-lord-of-the-rings-conquest/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
